EN ÇOK ARANANLAR

EN SON ARANANLAR

Korona Salgını ve Kalp Hastaları

Korona Salgını ve Kalp Hastaları
Paylaş
373


Maalesef yaklaşık 6 ay önce başlayan korona virüs salgını tüm dünyayı sardı ve salgın hız kesmeden devam etmektedir. Dünyada şimdiye kadar birçok mikrop nedeniyle salgınlar oldu ve bitti. Bitmeyen salgın yoktur, bu salgın da birgün elbette bitecek fakat bitene kadar çok dikkatli olmalıyız. Hatta bittikten sonra da bu salgının bize kazandırdığı temizlik ve sosyal hayatımızda dikkat ettiğimiz alışkanlıkları devam ettirmemiz bizleri ileride olabilecek salgın hastalıklardan koruyacaktır.

Korona virüsü insanların çoğunda herhangi bir hastalık yapmamakla birlikte başta akciğerler olmak üzere birçok organda direkt olarak veya dolaylı olarak olarak hastalık yapmakta ve hasar bırakabilmektedir. Özellikle yaşlı hastalarda bu risk daha fazladır. Kalp hastalıklarının da yaşlı insanlarda gençlere göre çok daha sık olduğu göz önüne alınınca bu hasta grubunun korona virüsünü kapmaması ayrıca önem arz etmektedir. Hem kronik kalp hastalığı olan bireylerin, hem de kalp hastalığı olmayıp yaşı ileri olan hastalar risk altındadır.

Peki kronik kalp hastalığı olanlar nelere dikkat etmelidir? Bu hasta grubuna şunlar girmektedir:
  kalp damar hastaları yani kalp damarında stenti olanlar veya koroner bypass operasyonu geçirmiş olanlar, tıkayıcı bacak veya şah damarı hastalığı olanlar, kalp yetersizliği olanlar, ciddi kapak hastalığı olanlar, kronik ritim bozukluğu olanlar, yüksek tansiyonu olanlar ve şeker hastaları (şeker hastalığı kalp damar hastalığı eş değeridir). Bu hastalar kullanmakta oldukları ilaçlara devam etmeli, riskli ortamlardan uzak durmalıdırlar. Toplu taşıma, kalabalık ortamlar, kapalı ve havasız ortamlar risklidir. Alışverişlerini mümkünse genç yakınları yapmalı ve fiziksel temastan uzak durarak alınan gıdaları ve paketleri dezenfekte ederek evde dolaplarına yerleştirmelidirler. Her türlü fiziki temastan uzak durmalı, yani torunlarını uzaktan sevmelidirler. Grip aşılarını mutlaka yaptırmaları, sadece bu salgına özel değil, bundan sonraki yıllarda da her sene grip aşısını yaptırmaları gerekmektedir. Zatürre aşısı olmamış olanlar bu aşıyı da yaptırmalı, süresi geldiğinde tekrarlatmalıdır. Kronik kalp hastaları rutin kontrollerine gitmelidir, fakat hastaneye giderken mümkünse toplu taşımadan uzak durmalı ve sadece bu kontrollere giderken ve kendilerini korona bulaşması açısından daha riskli bir ortamda hissettiklerinde çift maske takmalıdır. Rutin kontrollerin aksatılması kalp sağlığı açısından daha riskli olabilir. Rutin kontrollerinin dışında kalple ilgili yeni gelişen şikayetleri olması halinde vakit kaybetmeden doktorlarına muayene olmalıdırlar. Nefes darlığı, göğüste sıkışma – yanma tarzında ağrı, gece uyurken boğulur gibi uyanma, bayılma veya bayılır gibi olma, çarpıntı, efor kapasitesinde anlamlı azalma yani daha önce kolayca yürüyebildikleri bir mesafeyi tamamlayamama gibi şikayetler oluşursa vakit kaybetmeden hastaneye gelmeleri çok önemlidir.

Ritim bozukluğu veya kalbine metal kapak takılmış olan hastalarımız warfarin etken maddeli pıhtı önleyici ilaçlar kullanmaktadır. Bu ilacın dozu aylık yapılan kan tahlili (INR) sonucuna göre kişiye özgü olarak yapılmakta,
  INR seviyesinin çok yükselmesi kanamalara çok düşmesi ise pıhtı oluşumuna yol açabilmektedir. Dolayısıyla bu tetkikin ertelenmemesi hayati öneme haizdir. Her ay hastaneye gelerek INR ölçümü yaptırmak yerine bu hastalar INR ölçüm cihazı alarak kendileri evde INR değerlerine bakabilir ve telefonla doktorlarına değeri bildirerek doz ayarı yapabilirler. Böylece sık sık hastaneye gelmekten kurtulup virüsün bulaş riskini azaltabilirler.

Bir diğer konu da eve kapanıp virüsten korunmaya çalışmak.. Elbette sosyal hayata karışmak virüsle karşılaşma ihtimalini arttırmaktadır fakat eve kapanmak da hem beden sağlığı hem de ruh sağlığı açısından zararlıdır. Hareketsizlik kalp hastalıkları için riski arttıran bir faktördür. Bunun yanında eve kapanmanın vermiş olduğu psikolojik stres ve depresyon da kalp hastalıkları açısından risklidir. Ayrıca acaba ben de virüs kapacak mıyım, ya hastalanırsam diye kaygılanmak vücudumuzda stres hormonlarının yükselmesine neden olarak nabız ve tansiyonda yükselmeye yol açarak kalp krizi, beyin krizi ve bunlara bağlı ölüm riskini arttırmaktadır. Dolayısıyla hastalarımızın kalabalık olmayan saatlerde açık havaya çıkması, günlük yaklaşık 1 saat egzersiz yapması (tempolu yürüyüş, bisiklet, yüzme) hem kalp sağlığı hem de ruh sağlığı için çok önemlidir.

Sağlınız için egzersiz yapın, sigaradan uzak durun, bol bol gülümseyin, karamsar olmayın, tansiyonunuz olmasa da ayda bir tansiyonunuzu ölçün, karbonhidratlardan, işlenmiş gıdalardan, ağır yemeklerden, hayvansal yağlardan, un ve şekerden olabildiğince uzak durmaya çalışın, geç saatte yemek yemeyin, sağlıklı beslenin, uykunuzu alın, susuz kalmayın. 


Hepinize sağlıklı ve mutlu günler dilerim…


Uz.Dr. Ahmet SARIÇOPUR
Kardiyoloji Uzmanı